Aile HukukuFikri YazılarHukuki YazılarMalatya Avukat

Aile Arabuluculuğunun Mevzuata Girmesi Zaruret Halini Almıştır

Aile Arabuluculuğunun Mevzuata Girmesi Zaruret Halini Almıştır

 

TÜİK verilerine göre 2000 li yıllardan itibaren boşanma oranları anlamlı bir şekilde artmaktadır. Yeni Medeni Kanunun yürürlüğü ile birlikte aile yapısına yapılan fiili müdahalelerle, içtimai kaos ortaya çıkmış ve bu kaosun sorumlusunun erkek/koca olduğu düşüncesiyle hareket edilmiştir. En basit meseleler, boşanma sebebi kabul edilmiş ve kocanın karısına sözlü uyarısı dahi psikolojik şiddet olarak değerlendirilmiştir. Edinilmiş mallara katılma rejimi ve nafaka düzenlemeleri ile belli bir ekonomik güç elde eden kadınların, çok rahat bir şekilde mahkemeye başvurarak eşlerinden boşanma istedikleri bir gerçektir. Boşanmaların getirdiği manevi ve içtimai çöküntü, yürürlükteki mevzuata müdahaleyi gerektirmektedir. Nisa suresi 35. Ayetinin “Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Düzeltmek isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” ifadesi ile karı koca arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde hakem sürecinin uygulanması gerekliliği ifade edilmektedir. 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesine göre “Karı koca arasında anlaşmazlık ve geçimsizlik meydana gelip de taraflardan biri hâkime başvurursa, hâkim iki tarafın ailelerinden birer hakem tayin eder. Bir veya iki taraf ailesinden tayin olunacak kimse bulunamaz veya bulunup da hakem olacak vasıflara haiz olmazsa dışardan münasip kişileri tayin eyler. Bu şekilde teşekkül eden ‘aile meclisi’, tarafların iddia ve savunmalarını inceleyerek aralarını ıslaha çalışır”. Bu şekilde tarafların arasını bulan ve günümüzdeki hakem müessesinden farklı olarak, arabuluculuğa benzeyen hakem kişiler, boşanmaların önüne geçebilmek için önemli bir etken olarak değerlendirilmelidir. Ne var ki günümüzde, en çok ihtiyaç duyulan aile arabuluculuğu mevzuat olarak yasaklanmaktadır. Feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin 48/1. maddesi “Taraf devletler, Sözleşme kapsamındaki şiddet eylemlerinde arabuluculuk ve uzlaştırma da dahil, zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm süreçlerini yasaklamak üzere, gerekli hukuki veya diğer önlemleri alacaklardır” demek suretiyle, şiddet içeren uyuşmazlıklarda zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuru yasağını getirmiştir. Maddede ifadesini bulan şiddet terimi ile her türlü ekonomik, sözel, psikolojik müdahale anlaşıldığından aile uyuşmazlıklarında, arabuluculuğun tamamen yasaklanması gerektiği ifade edilmektedir. Arabuluculuk Kanunu’nun 1/2. Maddesinde; “Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir“ denilmek suretiyle aile içi şiddet içeren olaylarda arabuluculuğun mümkün olmadığı açık ve net hüküm altına alınmıştır. Aile arabuluculuğuna ilişkin olarak düzenleme yapılabileceği ihtimali bile LBGT ve bazı kadın dernekleri ile malum baroları ayağa kaldırmakta ne hikmetse eşlerin arasını bulabilecek olan arabuluculuğun engellenmesi için canhıraş bir mücadele izlenmektedir. Boşanmaların önüne geçebilmek ve bozulan aile yapısına bir nebze de olsa can simidi olabilecek olan aile arabuluculuğunun tesis edilmesi zaruret halini almış bulunmaktadır.. Aile arabuluculuğunun ise halihazırda uygulanan ticaret/iş/tüketici arabulucuları tarzında olmayıp, profesyonel bir kurum olarak düzenlenmesini ve komisyon olarak çalışarak, tarafları ve tarafların ailelerini dinleyip, taraflara öğüt ve yön verebilecek belli bir heyet şeklinde tesis edilmesi düşünülebilir.

Bu sebeple aile arabuluculuk müessesinin toplumumuzun yapısına uygun olarak yeni yargı paketine konularak, yürürlüğe konması hayati öneme haizdir.

                   İLETİŞİM
        GSM: +905068134357  
 Email: info@ozunverhukuk.com

•DİĞER HUKUKİ YAZILARIMIZ İÇİN TIKLAYIN

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Hemen Ara
Kapalı
Kapalı